Cumartesi, Nisan 19, 2014

Şifreli Öykü Mimi ve Marquez


Pek çok zamanki gibi Keyaki tarafından mimlenmiş olmanın mutluluğunu yaşıyorum. Teşekkür ederiiim ^.^ Bu oldukça ilginç bir mim, çok da sevimli… Ayrıca ilk gördüğümde biraz zor olduğunu düşünmüştüm ama yazarken aklımda hiçbir şey kurmadan yazdım ve güzelce ilerledi. Aslında hayalgücümün sınırlarını zorlayarak ultra fantastik bir hikâye yazacaktım ama yaşlılıktan sanırım, pek gerçekçi oldu. -.- Çok konuştum, -umarım- keyifli okumalar!

Not: Yazıda kendini bulan mimlenmiş demektirmiş.

***

BİR FİLMKOLİĞİN GÜNCESİ

Bir cumartesi öğleden sonra, elimdeki kitabı zorla bırakmış, düşünüyordum. Zorla bırakmıştım çünkü bitirmek istemeyeceğim kadar güzeldi. Zırt pırt gözlerim doluyordu hiç de dramatik bir konusu olduğu halde. Moralimi düzeltmek için birkaç kez kısık sesle tekrar ettim: “İyi hissediyorum, iyi hissediyorum. I Feel Good.

İşe yaramadığını söyleyemem ama yine de yöntem beklentimin altında kalmıştı. Çareyi her zamanki gibi kendimi dışarı atmakta buldum. Bir kez beynime oksijen gitmeye görsün, neler olurdu kim bilir? Böyle bir düşünce nereden aklıma geldi diye merak ediyordum ki çok geçmeden bir kitabın adı olduğunu fark ettim. Gayrimeşru bloglardan birinde okumuştum eleştirisini. Yasadışı işler yapmaktan büyük bir zevk alıyordum neme lazım…

Parkta otururken gazete satan çocuk gözüme ilişti. Yanıma Kalem Kutusu ve Karalama Defteri almadığım için yazma ya da çizme şansım yoktu, en iyisi bir şeyler okumak gibi görünüyordu. El işaretiyle yanıma çağırdım, sevimli bir çocuktu. Sanki Peter Bell’in Japon versiyonu… Kıvırcık saçları, turuncu çilleriyle işini yapmaya çok uygundu. Koşa koşa yanıma geldi.
-“What is your name? Adın ne senin?” diye sordum sevecen bir sesle, korksun istemezdim.
-“Mitsuki.” Dedi çekingen bir sesle.
-“But… Mitsuki is a girl’s name, isn’t it? Ama Mitsuki kız ismi değil mi?” diye sordum şaşkınlığımı belli ederek. Tanıdığım bütün Mitsukiler bayandı ne de olsa.
-“You are right. My mom wanted to have a daughter but I was born. Haklısınız. Annem bir kız çocuğu olsun istiyordu ama ben doğdum.”
-“I see... Anlıyorum…”

                Kısa süreli bir sessizlikten sonra gazete almak istediğimi söyleyince yüzü güldü. Heyecanla uzattı gazetelerden birini, ben de ne olduğuna bakmaksızın aldım. Uzaklaşırken ona bakmaya devam ediyordum, garip bir çekiciliği vardı çocuğun. Ancak gözden kaybolduktan sonra aldığım gazeteye bakabildim. Bakmamla derin bir şaşkınlığa kapılmam bir oldu, gazetenin adı “Ispanak Gazetesi” idi!

                Herhalde ıslak mendille önce yüzümü, sonra elimi, sonra masayı, sonra da ayakkabılarımı silmemden dolayı Türk olduğumu anlamıştı. Dert etmedim, hatta elalemin memleketinde Türkçe bir gazete bulduğum için sevinçten ölebilirdim. Japoncam pek kıttı. Magazin bölümünde SNSD ve Kara’yla ilgili birkaç haber vardı. Sanırım Japonya’da bastıkları için koyulmuştu.

                Neden sonra manşete bakmayı akıl ettim. Bir de ne göreyim? Ünlü mangaka Kiriya Shuu, cinayetten yargılanıyormuş. Mümkün değil, diye düşündüm. Gayet sıcakkanlı, hayata olumlu bakan bir insandı Kiriya. Belki bu yüzden mangaları da zevkli ve eğlenceliydi. Birkaç tanesini okumuş, yazarla da az da olsa konuşmuştum. Bana hiç de cinayet işleyebilecek biriymiş gibi gelmemişti. Belki de bu yüzden kurbanın ailesi mangaka için “Pozitif Manyak” ifadesini kullanmışlardı.

                Haberin yanında da koca bir Çançiçeği resmi vardı. Ben bunun ne alakası olduğunu düşünürken haberin devamında kanıt olarak bu çiçeğin öne sürüldüğünü okudum. Kurban ölü olarak bulunduğunda avucunda bir çançiçeği ve üzerinde mangakanın adının yazdığı bir kâğıt parçası varmış. Polis hemen Kiriya’nın evine operasyon düzenlemiş. Evin her yeri kurbanın avucunda buldukları çançiçekleriyle doluymuş!

                Etkilenmiştim ama yine de bunun nasıl bir delil olduğunu anlayamıyordum. Oldukça ilginç bir rastlantıydı ama sırf bir çiçek yüzünden bir insan nasıl cinayetle suçlanabilirdi? Zaten mangaka da isyan etmiş, o kişiyi tanımadığını hatta hiç görmediğini söylemiş. Muhtemelen tutuksuz yargılanacaktı ama sonunda ne olur bilinmezdi tabi. Bu sırada gazete okuyan bir adam gözüme çarptı. Bu konu hakkında bilgisi olup olmadığını merak ettim. Yavaş hareketlerle yanına gidip selam verdim. “Nasılsınız, Nasıl gidiyor, Ne olsun yuvarlanıp gidiyoruz” temalı bir girişten sonra söz konusu haberden bahsettim.

-“Really interesting… Gerçekten ilginç…” dedi adam başını aşağı yukarı sallayarak.
-“This is so absurd! Bu çok saçma!” diye haykırdım. “This can’t be accepted as evidence. Bu kanıt olarak kabul edilemez.” Önce gözlerini sıktı sonra:
-“Evidence?” diye sordu adam. İlk başta cevap vermedim, Japoncası neydi ki bunun? Bir türlü aklıma gelmiyordu. Sonra ampul yandı.
-“Shirushi!” diye bağırdım heyecanla. Belki da sandığım kadar rezil değildi Japoncam. Adam gülümsedi, yine başını sallayıp:
-“Yes, right. This shouldn’t not be accepted. Evet, doğru. Bu kabul edilmemeli.” Dedi. Onaylanmakten memnundum tabi ama hala merakım giderilmemişti.

Biraz daha sohbet ettikten sonra vaktin geldiğini gördüm. İzin isteyip yanından ayrıldım, hava kararmak üzereydi. Bigbang’in gelecek hafta Osaka’da konser vereceğini söylemek üzere Efe Kızı’nı aradım. Tabi ona da bilet almıştım, yoksa muhtemelen beni öldürürdü. Ki sanırım yaşamak istiyordum. Emin değildim tabi, sadece içimden bir ses öyle diyordu.

***

KONUDIŞINOT: Pek çoğunuzun bildiği üzere Gabriel Garcia Marquez öldü. “Kırmızı Pazartesi”yi okuyalı daha iki gün olmuştu bu haberi duyduğumda. Mümkün değilmiş gibi geldi. 

Ama olmaz ki ya diye düşündü bir yanım, ki bencil olan yanımdı aslında bunu söyleyen, diğer yanım ise 87 yaşına gelmiş bu adamın ölürken rahat bırakılması söylüyordu. Fazla tantana edilmesini istemezdi diye düşünüyorum. En azından benim düşüncem böyle. Sonra 55 yaşındayken Nobel ödülünü de almış olduğuna göre bir yazar olarak hayatından memnundu muhtemelen. Amma sığsın diyebilirsiniz ama dikkatini çekerim ki “bir yazar olarak” dedim. 

Ayrıca bu ölüm beni başka bir açıdan büyük telaşa düşürdü. Ya ben Rasim Özdenören’le, Yavuz Bülent Bakiler’le, Sezai Karakoç’la, Hilmi Yavuz’la, Hüsrev ve Hüseyin Hatemi’yle, Sevinç Çokum’la tanışmadan, Allah korusun, vefat ederlerse ne yaparım? Ben de ölebilirim tabi ama o zaman muhtemelen daha ciddi dertlerim olur. :D

Neyse, başka bir diyeceğim yok sanırım. Yani sanırım.
Görüşmek üzere!


24 yorum:

  1. olum, yeniden mim yaptıran tek insansın bana :") Bir de attıkların bu kadar möthiş olunca...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mim yapmıyor muydun ki? Bu aralar hep güzel mimler var :')

      Sil
  2. oouuvvv bayıldım bayıldım bayıldım!! :D Özellikle BigBang ve benim aynı cümle içinde geçtiğimiz bölüm tadından yenmez!! Yüzümde kocaman bir gülümsemeye sebep oldun çok teşekkür ederiiimm!! :D en kısa zamanda bu güzel mimi yapmaya çalışacağım, çok teşekkür ederim canıııım.. :* :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Efe Kızı'nı nasıl katsam diye düşünüyordum sonra Japon-Bigbang-Konser kelimeleri canlandı asdasdasd :D Rica ederiiiim, bekleyeceğim! ^.^

      Sil
  3. Buçokiyiydiiiii :D İkinci bölüm falan bekliycem :P

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Filmkoliğin güncesi serisi falan adasdasd Ama "Bir Film Koliğin Güncesi" başlığı Alielle'ye ait :D

      Sil
  4. Tanrım bir mangakayım... Mangaka... Hayallerimin köşesinde beni bekleyen yaramaz çocuk...
    Ama yargılanıyorum ;___; İsmimi görünce öyle heyecanlandım ki anlatamam XD Çok güzeldi keşke devam etseydi!! Ben suçsuzum ulan!! T_T
    Çok güzel ve eğlenceli bir mimmiş :3 Beni de mimlediğin için teşekkürler!!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ünlü olduktan sonra yargılanıyorsun boş ver saasdadasdas :D
      Mimleme işi bitince devam edemedim ben de tabi :D Rica ederim!!! :D

      Sil
  5. Vayy be çok iyi olmuş da bana biraz zor geldi açıkcası :D Bu aralar pek vaktim malum vizeler ödevler falan vakit bulabilirsem yaparım bu arada başlığın bana ait olması çok hoşuma gitti :)) Çok güzel bağlamışsın olaylarla blogları.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bana da gelmişti ama uydurmak serbest :D Müsait olunca artık ^.^
      Teşekkür ederim :')

      Sil
  6. "pozitif manyak" diye katil olunur bak :D güzel bağlamışsın hepsini tek tek :D mim için de teşekkür ederim vakit bulunca yazacağım bende :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hahah aslında bu cinayet hikayesini yazarken yanlış anlamazlar umarım diye düşünmedim değil :D Rica ederiiim *.*

      Sil
  7. alielle, yeni keşfettim! :)

    hoş bir blog, sevdim... :) beğendim...

    ben de bekliyorum tabii, görüşmek üzere!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, güzeldir, ben de pek severim :)

      Sil
  8. Süper olmuş ya. Buram buram eğlence kokuyor resmen :) Aslında hazırda bekleyen onca mimi elimin tersiyle kenara itip, ara verdiğim bloğuma bununla güncelleme yapabilirim :P Süper.

    Ayrıca adımı görmek pek bi keyiflendirdi beni :P Gidip blog isimlerini toplayayım bi araya. lay lay la la la la laaaa....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazması da eğlenceliydi :D
      Hahhahah iyi ki mimlemişim seni o zaman :D

      Sil
  9. Woow çok güzel, yaratıcı bir mimmiş ama ben yapamam kii :D
    Yine de deneyeceğim tabi umarım çok kötü olmaz :)
    A teşekkür etmeyi unutuyordum bak :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canın sağ olsun yaa :D Rica ederim :')

      Sil
    2. Ya ben baya denedim ama benimki hiç güzel olmadı bi de seninkini okuduktan sonra yapmaya kalkıştığım için hiç beğenemedim :)
      Bunu pas geçsek başka mimlerde buluşuruz :D

      Sil
    3. Canın sağ olsun leydim sen bilirsin tabi ki :'')
      Nice mimlere efenim :D

      Sil
  10. Heeey bu çok güzel olmuş oğlum valla tebrik ettim. :-)
    Notu ayrıca beğendim bi muhabbet etsek sevdiklerimizle :-)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederiiimm :'')
      Ah ah nerede o günler... :D

      Sil