Pazartesi, Mayıs 12, 2014

"Henüz Gençken" Neler Dinlerdim?


Ne cins bir insanım ben de bilmiyorum, hayır.

Geçenlerde bir Rosa’da gördüğüm bir mimin üzerine atladım. Çok teşekkürleeeeer ^.^
Mimin konusu da küçükken neler dinlerdik imiş. Tam da önceki gün o konudan bahsediyorduk B ile ve hoş bir denk gelmeydi bu. Olay bu değil tabi, mimi zorla aldıktan sonra (:P) unuttum! Çok zekiyim bu aralar çoook, öyle böyle değil.

Son birkaç aydır aslında bu konuyla ilgili bir yazı yazmayı düşünüyordum ama tembelliğin gözü çıksın işte. Bu mim vesilesi ile harekete geçmiş bulundum. Yoksa bir bu kadar daha yaşlanıp öyle yazardım herhalde diyerek önzırvalığı burada bitiriyorum.


Bizim evde en sevdiğim eşya, hatta aşkla bağlı olduğumu bile söyleyebilirim kendisine, şüphesiz 23 yıl önce eve girmiş radyomuzdur. Benden daha kadim bir dost anlayacağınız ama konu bu değil. Konu bizim aramızdaki derin ilişki. Çünkü ben kendimi bildim bileli var ve hep böyle merkezde duruyor.

Tabi ben küçük bir çucukken CD falan yoktu, böyle şirin disketler vardı ama onları da çok sevmezdim. Ama tabi radyodan bahsettiğime göre disketler değil meselemiz, kasetler! Ben onlarla kuleler mi yapmadım, kendi yaptığım programları mı kaydetmedim, rulosunu söküp söküp parmağımla yeniden mi sarmadım, ablamla dövüşürken uzun mezilli savaş aleti olarak mı kullanmadım, daha neler neler…

Bunları bir kenara koyacak olursak -ki hepimizin kasetlerle küçümsenmeyek anıları vardır şüphesiz- müzikle tanışmam da yine bu radyocuğum sayesinde olmuştur. Bütün eşyalarına isim veren ben radyoya bir isim verdim mi? Tabi ki hayır! Onun zaten bir adı var: RADYO. Bundan daha kutsal bir isim olabilir mi? :P

Barış Manço ve Cem Karaca. 0-6 yaş müzik geçmişim sadece ve sadece bu ikisinden ibaret, bir de klasik müzikten ve bununla gurur da duyuyorum. Hala zevkle dinlediğim, çocuklarım olursa da dinleteceğim iki isimdir. Sonra başka insanların da olduğunu öğrendim tabi. Çok net hatırladığım şarkılardan biri Murat Göğebakan’ın “Ay Yüzlüm” isimli şarkısıdır. Bir de kanallar Murat Kekili’nin “Bu akşam ölürüm” şarkısı çok çalarlardı. Biz de kaseti yoktu ama gayet net hatırlıyorum şarkıyı, sonradan yasaklandı falan. Onu dinledikten sonra intihar edenler çok olmuş diye. B de bundan bahsettiğimizde dedi ki “Ben de intihar edecek olsam bu şarkıyı dinler öyle ederim.”

Klasik müzik olayı ise şöyle, bizim ailede var bu enstrümantel müziğe duyulan aşk o yüzden şimdi bile arabada dinlediğimiz CD’ler hep klasik ya da enstrümantel müziktir. Herkes başka bir şey ister ama en sonunda herkesin ortak isteği olan klasik müziğinde karar kılınır. O yüzden kendimi bildim bileli dinlediğim bir türdür. Hatta bilmiyorum, klasik müziği dinlemeyenler çok acayip geliyorlar bana, anlamakta güçlük çekiyorum.

Şarkıcı değil ama –gerçi aralarda azıcık var- ama bir de İbrahim Sadri vardı benim için. Onun şiirlerini dinlerken mest olurdum, yaşımı düşününce ne anlıyordum bilmiyorum ama ben şiiri onunla sevdim yani. Ablamın şiiri okuma tarzını bile öylesine etkilemişlerdi ki okulda ona Sadriye derlerdi ve gerçekten de tıpkısının aynısının kopyası idi. Hala İbrahim Sadri dinlemekten inanılmaz bir zevk alırım. Bir gün şair falan olursam eğer onun gibi yazmak isterim. Onun şiiri bir tanedir. :’)


Azıcık daha büyüdüm sonra, 8-9 falan ama o dönem müzikle alakam pek yoktu. Şöyle 10-11 yaşlarında ablamın indirdiği şarkılara bakıp, sevdiklerimi dinliyordum. O ara biraz Sagopa Kajmer dinledim şimdi. O da şöyle oldu, Gölge Haramileri şarkısında Yavuz Selim’den bir beyit vardır. Ben de o aralar Yavuz Selim’le İran’a, Mısır’a sefere gitmekle meşgulüm. Malkoçoğlu ile omuz omuza kılıç tokuşturuyoruz Çaldıran’da. O beyitleri görünce bir duygulandım ben tabi.

“Sanma şahım herkesi sen sadıkane yar olur
Herkesi sen dost mu sandın belki ol ağyar olur
Sadıkane belki ol âlemde serdar olur
Yar olur, ağyar olur, serdar olur, dildar olur.”

Bu şiir Selimi tarafından öylesine ustaca dizilmiştir ki soldan sağa okunduğu gibi yukarıdan aşağı doğru da okunabilir. Şöyle ki;

“Sanma şahım / herkesi sen/ sadıkane / yar olur
Herkesi sen / dost mu sandın / belki ol / ağyar olur
Sadıkane / belki ol / âlemde /serdar olur
Yar olur / ağyar olur / serdar olur /dildar olur.”

Bu oldukça bilinen bir şiiridir Selim’in ama yine de buraya yazmak istedim. Hissettiğim hayranlık duygusunu başka nasıl anlatabilirdim?

Neyseciğime… İşte ben biraz Sagopa dinledim o ara, zaten o ara gençler Sagopa dinleyenler ve Ceza dinleyenler olarak ikiye ayrılıyordu. Şimdi durum ne bilemiyorum tabi, hiçbir fikrim yok hatta. Şimdi Justin severler, 1D sevenler falan diye ayrılıyor olabilir mi? Ne alaka bilmiyorum ama olur mu olur.

Çok geçmeden saldım gitti Sago’yu, kısa bir dönemdi. Sonra ne yaptı bilmiyorum, yaşayıp yaşamadığından bile emin değilim velhasılı kelam. Sonra piyasadaki alternatif rock gruplarını gezme sürecim başladı ki ortaokul hayatım boyunca da devam etti. Şebnem Ferah, Teoman, Yüksek Sadakat falan dinledim. Malt, Redd, Nev gibi çok bilinmeyen gruplar da dinlerdim. Nev sonra biraz popüler oldu sanırsam, emin değilim. Redd’in şarkıları gerçekten güzeldir ama ve sözleri de oldukça iyidir. Duman da dinlemişim sonra… Şuan o klasörü buldum da yazıyorum isimleri.

Cem Karaca ve Barış Manço o dönemde de vardı. Gece Yolcuları dinliyordum biraz. Gripin de dinledim ama Emre Aydın denen herifle bir türlü uyuşamadık, niyeyse çok sinir oluyordum ve şimdi bakıyorum da… Hala sinir oluyorum. Mor ve Ötesi’ni de severdim bakın, grubun ismi de çok güzel gerçekten. 10 üzerine 13 veriyorum. Çok az bir Manga da dinledim ben o ara. Ogün Sanlısoy’u unutmamak lazım çünkü şarkıları çok iyidir onun. Özellikle sözleri beni çok etkilerdi. Ayna vardı sonra, onu da seviyordum. Solistini bir kez olsun gözlüksüz görmedim biliyor musunuz? :D

Bir de Ahmet Kaya vardı. Ama onun yaptığı müzik çeşidine arabesk diyen olursa 250 metre yukarıdan serbest düşüş yaparım üzerine. Çünkü efendim Ahmet Kaya , Ahmet Kayaca söyler. Ona has bir müzik türü ilan ettim ben. Zülfü Livaneli’yle birlikte… O karakteristik ses… Erkek dediğin sesi böyle olmalı diye bir giriş yapmayacağım ama olsa güzel olurdu hani.

Ahmet Kaya dinle ve depresyonun dibine vur, ağır metal falan neymiş ya? Acıyı iliklerinde hissetmek budur. Son üç senedir Ahmet Kaya mp3’ümde yer almıyor, evet ama bunun çok önemli bir sebebi var. Üzerimdeki etkilerine bakarak dinlememin hiç de uygun olmadığına karar verdim çünkü insanın dağa çıkası geliyor abi. Cidden bu isteği veriyor insana.


***

Kavuşmak özgürlükse özgürdük ikimiz de
Elleri çığlık çığlık yanyana iki dünya
İkimiz iki dağdan iki hırçın su gibi akıp gelmiştik
Buluşmuştuk bir kavşakta
Unutmuştuk ayrılığı, yok saymıştık özlemeyi, şarkımıza dalmıştık
Mutluluk mavi çocuk… Oynardı bahçemizde.

Acı çekmek özgürlükse, özgürüz ikimiz de.
O yuvasız çalıkuşu, bense kafeste kanarya.
O dolaşmış daldan dala, savurmuş yüreğini
Ben bölmüşüm yüreğimi başkaldıran dizelere

Aramakmış oysa sevmek, özlemekmiş oysa sevmek
Bulup bulup yitirmekmiş, düşsel bir oyuncağı.
Yalanmış hepsi yalan, yalanmış hepsi yalan
Sevmek diye bir şey vardı, sevmek diye bir şey yokmuş.

Acı çektim günlerce, acı çektim susarak
Şu kısacık konuklukta, deprem kargaşasında.
Yaşadım birkaç bin yıl acılara tutunarak
Acı çekmek özgürlükse özgürüz ikimiz de.

Acılardan arta kalan işte şu bakışlarmış
Buğu diye gözlerinde gün batımı bulutlarmış.
Yalanmış hepsi yalan, yalanmış hepsi yalan
Savrulup gitmek varmış ayrı yörüngelerde.

***

Kazım Koyuncu sonra… Hala çok ama çok severim.  Ve Kazım Koyuncu’nun muhteşem şarkıları olduğunu da belirtmek lazım. Ezginin Günlüğü vardı bir de. “Eksik bir şey”i bana dinletin şurada acıdan ölürüm. Damarıma dokunuyor sözleri, anlıyor musunuz bilmiyorum ama.


"Eksik bir şey mi var hayatımda
Gözlerim neden sık sık dalıyor
Eksik bir şey mi var hayatımda
Gökyüzü bazen ciğerime doluyor

Öyle bir şey ki bu, kolay anlatamam
Atsan atılmaz, satsan satamam
Eksik bir şey mi var, anlayamam
Bak çayım sigaram, her şeyim tamam

Kalksam duraktan dolmuş gibi
Arka koltukta unutulmuş gibi
Terliklerimle, gelsem sana
Sonunda aşkı bulmuş gibi"

Sonra ben biraz daha eskilere kaymaya başladım. Pek bir Erkin Koray dinledim mesela. Pek de bir Erol Evgin dinledim sonra. Eskilere niyeyse çok bağlıyım, yaşlılıktan herhalde bilemiyorum. Erol Evgin dinlerken… Bilemiyorum çok fena duygulanıyorum ben ya. Sesinin rengi olsun, şarkılarının ritmi olsun… Çok fazla ben.


“Gel sen ne çektiğimi bir de bana sor
Sensiz yaşamak neymiş bir de bana sor
Ak düşen saçlarımı bir bir sayarken
Bunca yıl nasıl geçmiş bir de bana sor.”

Nostalji yapmak bana çok kötü etkiler yapıyor. Çok.
Daha dayanamayacağım. Geçeliiiiim!

Ve geçtim. Sahiden sonra liseye geçince Türkçe’yle alakam kalmadı. Ondan önce de bayağı İngilizce dinlerdim şimdi, yalan yok ama toptan veda ettim gibi oldu. Niye İngilizce dinlediklerimden bahsetmediğime gelecek olursak çok da bilinçli dinlemediğim için olabilir. "Bu şarkı güzelmiş, kimin? Haa onun mu? E iyi o zaman." dedikten sonra bir başka güzel şarkıyla karşılaşana kadar herhangi bir teşebbüse geçmezdim. Kendim araştırma huyum yoktu yani.Ve liseye geçene kadar aynı şarkıyı 30 kez dinleyebilenlerdendim. Ve aynı kitabı 5 kez okuyabilenlerden.

Aradan üç yıl geçmiş ama üç yılda ne dinlediğimi sormayın söylemem çok çok zor olur. Çünkü ben “Heil rock!  Ölsün pop!” insanı değilim. “Hiphop da neymiş klasik müzik varken?” insanı da değilim. Ben Metallica’dan sonra Akon, Vivaldi’den sonra Block B, Zaz’dan sonra Hey!Say!Jump! dinleyen biriyim. İşte tam da bu yüzden müzik klasörümde 10 dilde 12 binden fazla şarkı var. Ve bir de indirmeye üşendiğim için internetten dinlediğim 200 kadar sanatçı var. Yani şuan şu saniye dinlediğimden fazlasını söylemem mümkün değil. Ve şuan sıradaki şarkım Nell’den “Grey Zone” benim gibi kulağına hoş gelen her şeyi dinleyebilenlere gelsin! :P


Bu da böyle acayip bir yazı oldu işte. Keyaki, Düda, Bir Garip Şeyma ve Dördüncü Tekil Şahıs benim bu seferki kurbanlarım :') Mimlendiniz bayanlar! 

Ve görüşmek üzere!


6 yorum:

  1. Senin mimlerini nedense okumaya bayılıyorum çünkü mim yazarken daha rahat içinden geldiği gibi yazıyorsun :D Hemen koşup bu mimi yazıp kendime yeni kurbanlar belirliyorum teşekkürler bu aradaa :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazdıklarımı ikinci kez bile okumuyorum açıkçası çünkü saçmalığın dibini vurduğumu biliyorum ya :D Ama teşekkür ederim :') Hadi bakalım, bekliyorum^^

      Sil
  2. Ahmet Kaya konusunda tek olmadığımı görmek güzel. Ben dinlemeye başlasam kendime gelemiyorum :D

    YanıtlaSil