Perşembe, Ocak 21, 2016

friedrich hölderlin - hyperion


Dayımdan çaldığım kitaplardan biriydi. Ben doğmadan iki yıl önce almış, üniversite ikinci sınıftayken sanırım. Romantizmin ustalarından biri olan Hölderlin, dayımda da duygusal fırtınalar oluşturmuş olsa gerek. Kitabın arasında bulduğum şiirler, şimdi bir avukat olan dayımla dalga geçmek için idealdiler. Komik oldukları için değil, onun kadar odun bir insanın yazdığı aşk şiiri oldukları için.

Hölderlin'in ilginç bir hikayesi var aslında. En sevdiğim klasik yazarı olan Goethe'nin onun kadar sevmediğim öğrencisi Schiller, genç Christian'ın şiirlerini hocasına gösteriyor ama Wolfgang beğenmiyor. Bundan sonra da başına daha pek çok talihsiz olay daha gelmiş, sevdiği insanlar ölümüne tanık olmuş ve en sonunda tehlikeli olduğu gerekçesiyle önce hastaneye yatırılmış, sonra da Hyperion'u okuyup etkilenen bir marangozun yanında, bir kulede otuz altı yıl piyanosuyla yaşamış. Hyperion gerçekten deli miydi yoksa bir dahi miydi bilmiyorum ama iyi bir şair olmak için gereken özelliklere sahip olmasına rağmen rahat bırakılmamış.

Hyperion ise Yunan mitolojisinde insanların yanına gönderilen on iki titandan birisi. Hölderlin kitabı Hyperion'un ekseriyetle Bellarmin ve bazen de Diotima'ya yazdığı mektuplar şeklinde oluşturmuş. Hyperion'u çok daha insani bir karakter -hatta bizzat kendisi- haline getirmiş ve onun üstünden kendi düşüncelerini de dillendirmiş. Kitabın ortaya çıkma süreci ise ilginç. Tübingen'de önce iki şair arkadaş ediniyor, bunlar gittikten sonra ise Hegel ve Schelling'la yakınlaşan Hölderlin, düşünce dünyasına şekillendikten sonra bu kitabı yazdığı için zaman zaman "Alman idealizminin romanı" olarak bahsedilir Hyperion'dan. Ancak ülkemizde biraz görmezden gelinmiş ve üzerine pek çalışma yapılmamıştır.

Ben bu kitabı el mecbur olaraktan iğrenç bir meb baskısından okudum. Ama bence çeviri iyiydi, Melahat Togar şiirselliği muhafaza etmiş. Kıt almancam bana öyle söyledi en azından. Hyperion şiirlerinin olduğu diğer meb baskısında çevirinin de çok kötü olduğu söyleniyor ama bu konuda birinci elden bir bilgim yok. Ah sadece, Hyperion'daki şiir kısmı var, orası cidden kötüydü.

"Ah, bir insan hayal kurduğu kadar bir Tanrı, düşündüğü kadar ise bir dilenci. Coşkunluk geçtikten sonra o, eline acıyarak sıkıştırdıkları bir kaç paraya bakakalan, baba evinden kovulmuş kusurlu bir evlat gibi ortadadır."


"Müzik duydukları zaman ağlayan hayvanlar vardır. Beri yanda benim iyi yetişmiş insanlarım ruh güzelliğinden, kalbin erdemliğinden söz açıldı mı gülüyorlardı. Kurtlar alev gördüler mi kaçışırlar. Bu insanlar da bir zeka kıvılcımı gördükleri zaman usulcacık arkalarını dönüyorlardı."


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder