arrakis

Yayın yok. Tüm yayınları göster
Yayın yok. Tüm yayınları göster
Ana Sayfa
Kaydol: Yorumlar (Atom)

vadideki zambak

kaç kitap okuyunca alim, kaç diyar gezilince gezgin, kaç hezimetten sonra bezgin olurdu insan? kaç olunca çok, kaçta kalınca azdı rakamlar?

chronicles

  • ▼  2026 (1)
    • ▼  Mart (1)
      • limon ağacı
  • ►  2024 (1)
    • ►  Ekim (1)
  • ►  2023 (1)
    • ►  Mayıs (1)
  • ►  2022 (3)
    • ►  Eylül (1)
    • ►  Mart (2)
  • ►  2021 (4)
    • ►  Kasım (2)
    • ►  Mayıs (1)
    • ►  Ocak (1)
  • ►  2020 (14)
    • ►  Aralık (1)
    • ►  Kasım (1)
    • ►  Ekim (1)
    • ►  Eylül (1)
    • ►  Ağustos (4)
    • ►  Temmuz (3)
    • ►  Mayıs (2)
    • ►  Nisan (1)
  • ►  2019 (9)
    • ►  Kasım (1)
    • ►  Ekim (1)
    • ►  Ağustos (3)
    • ►  Haziran (2)
    • ►  Nisan (2)

konuşsak mı?

Ad

E-posta *

Mesaj *

friedrich

değişmiş zerdüşt, çocuk olmuş. zerdüşt, uyanmış biri zerdüşt: uyuyanlar arasında ne yapacaksın? sanki denizde yaşardın, yalnızlığında ve deniz seni taşırdı. yazık, kıyıya mı çıkmak istiyorsun? yazık gövdeni yine kendin mi sürüklemek istiyorsun?

nietzsche

ben o adamı severim ki; zar kendi lehine düştüğü zaman utanır ve sorar, "ben bir hilekar mıyım?" çünkü o harcanmak ister.

izleyiciler

yazar

Fotoğrafım
paul
çöl faresi
Profilimin tamamını görüntüle

introvert alert

introvert alert

neden bunların çok okunduğunu ben de anlamıyorum

  • limon ağacı
                   duvardaki çeşitli hayvanlara benzetilebilecek çatlaklara bakıyorum, aynı bulutlar gibi. bir de ne zaman ve nasıl oluştuklar...
  • a typical graduate student
    wow kuul, yazacak zaman buldum.  doktora yapmak hiç de doğru bir karar olmayabilir. akademi düşündüğüme ne zaman bu kadar emin oldum ki zate...
  • challenge sonu kitap yorumları
    fil bo riva - like eye did tam bir kişinin katıldığı okuma challenge'ımızın sonuna geldik. mrs.soda'ya teşekkürlerimi sunuyorum. ken...
  • seçilmiş biri olduğumu hala anlamadın mı?
    Jean-Léon Gérôme, 1896, La Vérité sortant du puits armée de son martinet pour châtier l'humanité (hakikat  insanlığı cezalandırmak iç...
  • bir günüm nasıl geçmiyor
    (yirminci yüzyılda yaşayan) francis bacon. 1927.  marbl - the mechanism of all temporary things günümün can sıkıntısından nasıl geçmediğine ...
  • vicdansız aylaklıklar
    alphonse osbert, the songs of the night, 1896 erken yatmaya çalıştım ve beşte uyandım. biraz yoga yaptım sonra elma yedim ve su içtim. her ş...
  • istediğin yağmursa
    elégante au miroir  (1908) by theo van rysselberghe bundan sonra ne yapmam gerektiğini pek bilmiyorum. kendimi ansızın bu cümleyi yazarken b...
  • eylül okumaları
    kitapların bir kısmını koyabildim ancak çünkü diğerleri ailemin evinde kaldı cohen – so long, marianne şimdiden özledim tatili. ...
  • eskimiş bir öykü
     bu blogu açtığım zamanlarda, yani on yıl önce filan yazdığım bir öyküyü buldum. o zaman utanmıştım paylaşmaya, artık buna gerek yok. değişt...
  • zayıf halka
    melt by leif podhajsky 2012 uzun zamandır duygularımla alakalı bir şeyler yazmadığımı fark ettim, tabi ki bunun en birincil sebebi sürekli a...

faust

faust
Ruhlar alemi kapalı değildir. Aslında senin duyguların kapalı ve ölüdür. Haydi çömez, fani kalbini hiç irkilmeden sabahın kızıllığında yıka...

white christmas

white christmas
Sence hepinizden farklı mıyım? Seri katillere neden çocukluklarının sorulduğunu bilir misin? Güvende hissetmek için. Alkolik bir baba, önüne gelenle yatıp kalkan bir anne… Fakat aslı o değil. Hepsi basın tarafından şişirilen yalanlar. Çocukluğunda kötü şeyler yaşayan herkes canavara dönüşmez. Düzgün büyümesine rağmen canavarlaşan yüzlerce insan var. Herkes canavara dönüşme potansiyeli taşır. İçinizde yaşayan canavarı hissedebiliyor musunuz? Sanırım bazıları canlanmaya başlamış.

dune

dune
Beden kendine boyun eğer. Sonsuzluk kendine ait olanı geri alır. Bir kaç garip fikirle uğraşır. Ve sonra zamanın araçlarına teslim olur. Bu konuda ne diyebiliriz ki? Ben var oldum... Ben yokum... Yine de ben var oldum...

***

korkuyorum.
korkmamalıyım.
korku akıl katilidir.
korku toptan yok oluşu getiren küçük ölümdür.
korkumla yüzleşeceğim.
üzerimden ve içimden geçip gitmesine izin vereceğim.
ve geçip gittiği zaman...
geçtiği yolu görmek için,
iç gözümü ona çevireceğim.
korkunun gittiği yerde hiçbir şey olmayacak.
yalnızca ben olacağım.

son söz

Muad'Dib için ne cenaze damıtımının acı kokusu oldu,
Ne ölüm çanı,
Ne zihni haris ruhlardan kurtaracak bir ayin,
O, aptal aziz,
Aklın sınırında
Sonsuza dek yaşayacak altın yabancı.
Korumasız kaldığın an, o, oradadır!
Kıpkırmızı barışı ve hakim solgunluğu
Kehanet ağlarıyla evrenimizi sarar
Dingin bir bakışın eşiğinde, orada!
Yoğun yıldız ormanlarından çıkan,
Gizemli,öldürücü, gözleri olmayan bir kahin,
Kehanetin maşası, ölmeyecek asla sesi!
Şeyh hulud, o bekliyor seni bir ipin üstünde
Çiftlerin yürüyüp göz göze geldiği yerde,
Aşkın o nefis rehaveti.
Zamanın uzun tünelinin içinden yürüdü,
Rüyasının aptal benliğini etrafa saçarak.
-Gûlanın İlahisi

Paul Muad-Dib. Basit teması. Tema resimleri gaffera tarafından tasarlanmıştır. Blogger tarafından desteklenmektedir.